Kepek: Bir Besine Yapılan İtibar Suikastı
Kepek neden yıllarca yanlış bilindi? Kepeğin hikâyesi beslenme bilimiyle değil, dönemsel alışkanlıklarla yazıldı. Bir zamanlar beyaz un “medeni ve temiz” kabul edilirken kepek fakirliğin, sertliğin ve sindirimi zor olanın simgesiydi. Sanayileşmeyle birlikte raf ömrü uzun, yumuşak ve pürüzsüz ürünler tercih edildi; kepek ise bu sürecin ilk kurbanı oldu. Böylece kepek, faydasından önce “çıkarılması gereken bir fazlalık” olarak etiketlendi. Sonra ibre tersine döndü. Lif eksikliği fark edilince kepek bu kez mucize ilan edildi. Her diyete, her ürüne, her öğüne eklendi. Oysa kepek ilaç gibidir; dozu önemlidir. Aşırı tüketim şişkinlik, gaz ve mineral emiliminde azalma gibi sorunlar doğurunca bu kez suç yine kepeğe kesildi. Kepek “ya çok iyi ya çok kötü” salıncağında savruldu, aradaki denge hiç konuşulmadı. Bir diğer kırılma noktası ise düşük karbonhidrat ve glutensiz akımlar oldu. Karbonhidrat topyekûn suçlu ilan edilince, kepek de onunla birlikte gözden düştü. Oysa kepek şeker değil...